Türkiye’nin ilk kadın buz yüzücüsü ve altı dünya şampiyonu Deniz Kayadelen, buz gibi soğuk sularda attığı kulaçlarla tarih yazmaya devam ediyor. Svalbard Takımadaları’nda 4 derece sıcaklıktaki Arktik sularda 1200 metre yüzerek Kuzey Kutbu’nda yüzen ilk Türk olarak adını tarihe yazdıran Kayadelen, Milliyet’ten Seyhan Akıncı’ya verdiği röportajda dondurucu sudan çıktığı ilk saniyeleri, “İlk düşündüğüm şey ‘Başardım ve yaşıyorum!’ oldu. Aynı anda hem ağladım hem güldüm hem de soğuktan titriyordum” sözleriyle dile getirdi. 10 aylık kızı Alya ile çıktığı bu ekstrem yolculukta hem bir sporcu hem de iş psikoloğu kimliğiyle zihninin sınırlarını nasıl aştığını anlatan milli yüzücü, konfor alanının dışına çıkarak ilklere imza atmaya ve ilham vermeye devam ediyor. İşte o röportaj:
Deniz Kayadelen, buz gibi soğuk sularda attığı kulaçlarla tarih yazmaya devam ediyor. Almanya’nın Frankfurt şehrinde dünyaya gelen Kayadelen, 11 yaşında Türkiye’ye yerleştikten sonra yüzmeye Yeşilyurt Spor Kulübü’nde başladı. O günden sonra ise kitabına da adını verdiği şekliyle “Limitlerin Ötesinde” düşündü. Türkiye’nin ilk kadın buz yüzücüsü olan Deniz Kayadelen, kariyerinde 6 dünya şampiyonluğu ve bir Guinness rekoru bulunduruyor.
Başarılı yüzücü şimdi de Kuzey Kutbu’nda yüzen ilk Türk olarak tarihe geçti. Deniz Kayadelen, Svalbard Takımadaları’nda 4 derece sıcaklıktaki Arktik sularda 16 Temmuz’da 620 metre ve 17 Temmuz’da 1200 metre yüzerek bir ilki başardı. Üstelik bu deneyiminde ona 10 aylık kızı Alya da eşlik etti.

■ Kuzey Kutbu’nda yüzen ilk Türk olduğunuz anı nasıl tarif edersiniz? Sudan çıktığınız ilk saniyelerde aklınızdan neler geçti?
İlk düşündüğüm şey “Başardım ve yaşıyorum!” oldu. Sonra inanılmaz bir duygu patlaması yaşadım. Aynı anda hem ağladım hem güldüm hem de soğuktan titriyordum. Yorgunluk, mutluluk ve minnettarlık… Hepsi bir aradaydı. Sağ salim sudan çıkabildiğim ve bu eşsiz deneyimi yaşayabildiğim için tarifsiz bir şükran hissettim. O an sadece “Evet, başardım,” dedim.
■ Bu hedef ne zaman zihninizde şekillenmeye başladı? Sizi bu meydan okumaya iten temel motivasyon neydi?
6 kez dünya şampiyonu olduktan ve Guinness Dünya Rekoru kırdıktan sonra kendime “Daha ekstrem ne olabilir?” diye sormaya başladım. Bana ilham veren kişi, Uluslararası Buz Yüzme Federasyonu’nun (IISA) kurucusu Ram Barkai oldu. Onun Antarktika ve Kuzey Kutbu yüzüşlerini görünce “Ben de orada olmalıyım,” dedim. Misyonum; ilklere imza atmak, kendi korkularımla yüzleşmek ve konfor alanından çıkarak insanlara ilham olmak. İlk hayalim Antarktika’ydı ancak bebeğimle gitmek mümkün değildi. Ben de rotamı Kuzey Kutbu’na çevirdim.
■ Bu zorlu deneyim için fiziksel olarak nasıl hazırlandınız?
Açıkçası soğuğa istediğim kadar hazırlanamadım çünkü yaz mevsimindeydik. İsviçre Alpleri’nde en soğuk gölleri aradım; bulabildiğim en soğuk su 10 dereceydi ve orada yaklaşık 20 dakika yüzdüm. Evde küvete 20 kilo buz aldım ama suyu ancak 14 dereceye indirebildim. Fiziksel hazırlık kadar zihinsel hazırlığa da çok odaklandım.
■ 4 derecelik suda 1200 metre yüzmek fiziksel olarak en çok hangi noktada zorladı?
Aslında beni en çok zorlayan fiziksel değil, zihinsel taraftı. Buzulların arasından başlayıp açık denizde bekleyen tekneye kadar yüzmem gerekiyordu. Tekne o kadar uzaktı ki sürekli “Nasıl gideceğim?” diye düşündüm. Yarısına geldiğimde bile hâlâ çok uzaktaydı. Ellerimi hissetmemeye başladım. Kızımı ve sağlığımı düşündüm. Zihnim bana bırakmam gerektiğini söylemeye başladı. Tam o sırada antrenörümün sözleri aklıma geldi: “Nefesine ve kulaçlarına odaklan.” Kendime sadece “Biraz daha…” dedim. Sonra yine “Biraz daha…” Böyle adım adım ilerledim ve tekneye ulaştım. O gün bir kez daha gördüm ki zihnimiz çoğu zaman bedenimizden önce pes ediyor.
■ Sporcu Deniz ile psikolog Deniz bu süreçte nasıl bir iş birliği yaptı?
Sporcu Deniz bedenine güvendi, ritmini bozmadı, suyla savaşmak yerine onunla uyum içinde hareket etti. Psikolog Deniz ise zihninin oynadığı oyunların farkındaydı; kendini motive etti, odağını tekrar nefesine ve ana çevirdi. İkisi birlikte çalışmasaydı bu yüzüş mümkün olmazdı.
■ Bundan sonraki en büyük sportif hedefiniz nedir?
Oceans Seven serisine devam etmek istiyorum. Bakalım bir sonraki rota ne olacak! Aynı zamanda buz yüzmede yeni ilklere imza atmayı ve daha önce yüzülmemiş rotalarda yüzmeyi hedefliyorum.
■ Türkiye’deki genç açık su yüzücülerine en önemli tavsiyeniz ne olur?
En büyük tavsiyem; çalışmaları, yılmamaları ve istikrarlı olmaları. Başarının en önemli sırrı vazgeçmemek. Ben çocukluğumdan beri yüzüyorum. Hayatım boyunca karşıma birçok engel çıktı ama hiçbirini bahane yapmadım. Evet, zaman zaman yoğun iş hayatım nedeniyle antrenmanlarımı azaltmak zorunda kaldım. Haftada sadece bir-iki kez yüzebildiğim dönemler oldu ama yine de tamamen bırakmadım. Bel fıtığı geçirdim, kelebek stilini bırakmak zorunda kaldım ama serbest stile devam ettim. Hayatta bahane bulmak çok kolay. Asıl önemli olan devam etmek için bir neden bulabilmek. İçsel vizyonunuza tutunun, size iyi gelen şeyleri yapın ve ne olursa olsun yolunuza devam edin. İstikrarla, cesaretle ve unutmayın limitlerin ötesi konfor alanın dışında mucizeler sizi bekliyor. Kendi yolculuğumdan yola çıkarak derslerimi paylaştığım “Limitlerin Ötesinde” kitabımı okumalarını tavsiye ederim.
● Nepal’deki Dhaulagiri Sıradağları’nın Batı ucunda yer alan Putha Hiunchuli dağında 6400 m ile dünyanın en yüksek geçici havuzunda Guinness rekoru.
● Güney Afrika’da Robben Island adasından Cape Town’a yüzen ilk Türk kadın yüzücü. Burası köpek balığı bölgesi büyük beyzaların olduğu bir yer.
● İlk Türk kadın buz yüzücüsü.
● 4 sene önce Türkiye’yi temsil etmeye başlayan Kayadelen ilk yarışında Dünya Şampiyonu oldu.
● -5 derecenin altı suda Polonya’nın Głogów şehrinde Dünya Şampiyonu, Fransa’nın Samoëns kasabasındaki yarışna katılan ilk Türk ve İtalya’daki Uluslararası Buz Yüzme Avrupa Şampiyonası’nda iki şampiyonluk.

■ 10 aylık kızınız Alya’nın bu yolculukta sizinle olması bu deneyimi nasıl değiştirdi?
Alya’nın benimle olması bu yolculuğu bambaşka bir deneyime dönüştürdü. Bir yandan inanılmaz bir gurur hissediyordum, diğer yandan çok büyük bir sorumluluk taşıyordum. En çok düşündüğüm konu onu tekneye alıp almamaktı. Almazsam benden 12 saat ayrı kalacaktı; rahat eder mi, beni arar mı diye aklım sürekli ondaydı. Artık sadece kendi performansımı düşünmüyordum. Onun güvenliği, mutluluğu ve rahatlığı benim için en önemli şeydi. Yüzüş boyunca bile tekneden sürekli fotoğraf ve video istedim. Fiziksel olarak buzlu sulardaydım ama aklımın bir köşesi hep Alya’daydı.
■ Anne olduktan sonra risk algınızda nasıl bir değişim yaşadınız?
Anne olduktan sonra risk algım çok daha netleşti. Artık en ince ayrıntısına kadar her şeyi düşünüyor, planlıyor ve hazırlığımı ona göre yapıyorum. Gereksiz risk almıyorum, çok daha temkinliyim. Ama bu, hayallerimden vazgeçtiğim anlamına gelmiyor. Sadece artık cesaretimi çok daha bilinçli ve sorumlulukla kullanıyorum.
■ Alya yıllar sonra bu yolculuğun hikâyesini sizden dinlediğinde ona vermek istediğiniz en önemli mesaj ne olacak?
Hayallerinin peşinden git ve korkularının üzerine cesaretle yürü. Korku her zaman olacak; önemli olan korkusuz olmak değil, ona rağmen adım atabilmek. Kendini ve dünyayı keşfet. Sandığından çok daha fazlasısın, kızım. Yapamazsın diyenlere hiç kulak asma, daima kendine inan, güven. Ve şunu bilmeni isterim: Dünyanın öbür ucuna bile gitsek, ben hep senin yanında olacağım. El ele, kol kola… Tek yürek.
● Tek kelimeyle Kuzey Kutbu? Özgürlük.
● Cesaret mi, disiplin mi? Cesaret.
● En büyük korkunuz? Yalnızlık.
● En güçlü yönünüz? Azmim.
● Vazgeçmeyi düşündüğünüz bir an oldu mu? Evet, birkaç kez hem de.
● Alya’ya bırakmak istediğiniz en önemli miras? Kendi sınırlarını cesaretle keşfetmesi ve hayatını korkularına göre değil, değerlerine göre yaşaması.
patronlardunyasi.com
